Tür: Macera, Komedi, Suç
Yönetmen: Ertem Eğilmez
Oyuncular: Kemal Sunal, Meral Zeren, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Halit Akçatepe, Tekin Akmansoy, Leman Çıdamlı, Oya Alasya, Perran Kutman, Mete İnselel, Mine Mutlu, Yaşar Dikbıyık, Cengiz Nezir, Zülfükar Öner
Bir Avuç Sarı Lira, Bir Araba Hayal
Dört kardeş; saflığın temsilcisi Saffet, otoriter ama kurnaz Himmet, uyanık Hayret ve sessiz Gayret... Kendi topraklarında buldukları define, onlar için sadece zenginlik değil, çocukluktan beri hayalini kurdukları o "devleşme" imkanıdır. Ancak altınları Kayseri'den Ankara'ya taşıdıkları o çuvallar, sadece metal parçalarını değil, cehaletin ve hırsın ağırlığını da taşır.
Ankara’nın gri binaları arasında, ellerindeki serveti nasıl harcayacaklarını bilemeyen bu dört adam; lüks bir otel odasında altınları sayarken aslında kendi kardeşliklerini, masumiyetlerini ve köylü kimliklerini de tek tek sayıp dökerler. Kuyumcu Ali Rıza’nın modern ama sahte dünyasında yer edinmeye çalışırken, hayatın en büyük dersini alacaklardır:
"Altın, ancak onu harcayacak kültüre sahipseniz bir değerdir; yoksa sadece ayağınıza dolanan ağır bir yüktür."
1974 yılına, Türk sinemasının o meşhur "dört kardeş" efsanesinin doğduğu Kayseri-Ankara hattına hoş geldin. Köyden İndim Şehire, aslında bir devam filmidir (Salak Milyoner'in devamı) ancak Türk toplumunun "altın rüyasını" ve "büyük şehre eklemlenme" çabasını selefinden çok daha derin ve trajikomik bir şekilde ele alır.
"Taşı Toprağı Altın" Mitosu
1970'lerin başı, Türkiye'de iç göçün artık bir "akın" halini aldığı dönemdir. Köydeki tarımsal yapının makineleşme ile değişmesi, insanları şehre, paranın merkezine iter.
Kardeşler Arası Güven ve Çatışma: Saffet, Himmet, Hayret ve Gayret; Anadolu'nun saf ama kurnaz, dayanışmacı ama bireysel hırsları olan prototipleridir. Onların altınları sayarken birbirlerine duydukları güvensizlik ("Himmet ağabey, bak bozma sırayı!"), aslında kapitalizmin en saf aile bağlarını bile nasıl sarsabileceğinin küçük bir simülasyonudur.
Şehirli ve Köylü Karşılaşması: Ankara’ya, hemşehrileri Kuyumcu Ali Rıza Efendi’nin (Zeki Alasya) yanına geldiklerinde yaşanan çatışma, sadece bir komedi unsuru değildir. Ali Rıza, şehre yerleşmiş, sınıf atlamış ve "eski köylü" kimliğini gizlemeye çalışan yeni burjuvaziyi temsil eder. Kardeşlerin onun evindeki "modern" eşyalarla imtihanı, Türk toplumunun modernleşme sancısının en somut (ve en komik) örneğidir.
Halkın Kendi Aynası
1974 yılı, Kıbrıs Barış Harekatı'nın yarattığı milli gurur ile ekonomik ambargoların ve "yoklukların" başlaması arasındaki o ince çizgidir.
Altın Standartı: Türk toplumunda "altın", her zaman en güvenli limandır. Bankaya veya yatırıma güvenmeyen Anadolu insanı için servet, elde tutulan "sarı liradır". Kardeşlerin binlerce altını bir otel odasında saymaya çalışması, kayıt dışı ekonominin ve "yastık altı" biriktirme kültürünün sinematik bir tezahürüdür.
Enflasyon Öncesi Son Çıkış: Filmdeki Kayserili tüccar mantığı, henüz hiperenflasyonun ezmediği ama paranın kıymetinin hızla değiştiği bir piyasanın kokusunu taşır.
Magazinel Yansımalar ve "Devlerin" Buluşması
Kadro Mühendisliği: Ertem Eğilmez’in kurduğu bu kadro (Kemal Sunal, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Halit Akçatepe), Türk sinema tarihinin en "pahalı" ve en uyumlu kadrosudur. Magazin basını o dönemde "Bu dörtlüden hangisi daha çok güldürüyor?" polemikleri yaratsa da, oyuncuların set aralarında bile birbirinden ayrılmayan dostlukları Yeşilçam efsaneleri arasındadır.
Ankara Çekimleri: Filmin büyük bölümünün Ankara’da, özellikle dönemin modern yüzü olan binalarda ve otellerde geçmesi, Ankara cemiyet hayatında da büyük yankı uyandırmıştır. Set ziyaretleri o dönemin magazin dergilerinde "Yıldızlar Başkent’te" başlıklarıyla yer bulmuştur.
Toplumda Nasıl Karşılık Buldu?
Köyden İndim Şehre, vizyona girdiği günden beri her yaştan izleyici tarafından defalarca izlenmişse, bunun sebebi sadece komik olması değildir. Film, Türk insanının o dönemki "kısa yoldan yırtma" arzusunu, saflığını ve şehir karşısındaki acemiliğini incitmeden, sevgi dolu bir dille yüzüne vurmuştur. Kardeşlerin o şaşkın yüzleri, aslında bir dönem hepimizin aynasıdır.