Ayaz (2017)

Ayaz (2107) - Arka Plan

Tür: Dram
Yönetmen: Dersu Yavuz Altun
Senarist: Dersu Yavuz Altun
Oyuncular: Deniz Telek, Özlem Aktaş, Çağlar Tüfekçi, Bahtiyar Engin, Melek Çınar, Umut Keleş


Yolların Soğuğunda Isınmaya Çalışan Dört Ruhun İncinmiş Hikayesi

Gözlerinizi kapatın ve uçsuz bucaksız, gri, tekinsiz bir Anadolu otoyolunda, sabaha karşı direksiyon salladığınızı hayal edin. Kalbinizde ise geçmeyen, geçmeyecek olan bir "katil" damgası… Dersu Yavuz Altun imzalı Ayaz, tam olarak bu buz gibi atmosferin ortasına bırakıyor bizi. Hikayemiz, çevresinin, akrabalarının o korkunç "töre/namus" baskısına boyun eğerek genç yaşta başka bir adamla kaçan yengesini öldüren ve ömrünün en güzel yıllarını demir parmaklıklar ardında bırakan kamyon şoförü Hasan’ın vicdan azabıyla başlıyor. Hapiste geçirdiği yıllar boyunca kendi aklıyla, ruhuyla savaşan, pişmanlığın dehlizlerinde kaybolan Hasan için özgürlük, aslında yeni bir zindandır. Ta ki o kefaret yolunu bulana kadar.

Hasan’ın hayattaki tek çıkış yolu, ellerini kana bulayarak annesiz, öksüz bıraktığı küçük çocuk Ayaz’ı yanına almaktır. Bir katil, yetim bıraktığı çocuğun koruyucusu, yoldaşı olabilir mi? İşte film bu can yakıcı soruyla bizi baş başa bırakıyor. Kamyonunun kabininde, küçük Ayaz ile yollara düşen Hasan, çocuğun yüzünü biraz olsun güldürebilmek için çırpınırken yolları tekinsiz bir gecede kesişir. Alkollü ve şiddet eğilimli kocasından canını kurtarmak için kaçan Helün ve onun minik kızı Hazal, bu iki kırık dökük ruhun hayatına dahil olur. Dört yaralı insanın aynı kamyon kasasında, bilinmeze ve kendi içlerindeki hesaplaşmalara doğru çıktığı bu yolculuk, sinemamızın en dokunaklı, en samimi yüzleşmelerinden birine dönüşüyor.

"Bir çocuğun gözündeki korkuyu silmek, dünyadaki tüm günahları temizler mi be usta?"

Ayaz (2017) - Film Afişi 

2017 yılının Türkiye’sinde, taşranın ve büyük şehirlerin çeperlerinde hâlâ sessizce can almaya devam eden kadın cinayetlerinin, feodal baskıların ve çocukların çalınan geleceğinin tam ortasından sesleniyor Ayaz. Film, çekildiği dönemin sosyo-kültürel ikliminde bireyin toplumsal baskı altında nasıl bir "suç makinesine" dönüştürüldüğünü gösterirken, diğer yandan o suçun ardından gelen bireysel çöküşü ve arınma arayışını ajitasyona kaçmadan, yolun o dingin ama sert gerçekliğiyle harmanlıyor.


Törenin Gölgesi, Kamusal Baskı ve Taşra Çaresizliği

Ayaz, arkasına aldığı güçlü sosyolojik gözlemlerle sıradan bir suç ve ceza filmi olmaktan hızla sıyrılıyor. Filmde incelenen en büyük toplumsal yara, bireyin kendi özgür iradesini yok eden "mahalle baskısı" ve feodal kurallardır. Hasan karakteri, aslında doğuştan kötü, cani bir figür değildir; onu katil yapan, taşranın o nefes aldırmayan, "erkekliği" ve "namusu" cinayetle eşdeğer tutan hastalıklı kolektif bilincidir. Dersu Yavuz Altun, kamerayı katile çevirirken onu kutsamıyor; aksine, toplumsal yapının ürettiği bu şiddetin, dönüp dolaşıp yine o toplumun en zayıf halkası olan çocukları (Ayaz ve Hazal) nasıl vurduğunu gözler önüne seriyor. Helün’ün kaçış hikayesi ise ev içi şiddetin, kadının toplumdaki güvencesizliğinin ve "kutsal aile" mitinin arkasına gizlenen dehşetin somut bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Kamyon kabini, bu dış dünyadaki acımasız sosyolojik gerçeklikten kaçıp sığınılan mini bir mikro-toplum haline geliyor.


Özgürlüğün ve Esaretin Sınırı Olarak "Yol" Metaforu

Filmin sinematografik dili ve tematik omurgası tamamen yollar üzerine kurulu. Türk sinemasında Yol terimi her zaman bir arınmayı, kaçışı ya da yüzleşmeyi simgeler. Ayaz'da da kamyon ve bitmek bilmeyen o gri asfalt yollar, karakterlerin iç dünyasının aynasıdır. Mekân kullanımı klostrofobik bir açık hava hissi yaratıyor; dışarısı alabildiğine geniş ama karakterlerin gidecek hiçbir yeri yok. Görsel atmosfer, filmin adına yaraşır bir biçimde soluk, soğuk ve puslu tonlarla örülü. Yönetmen, uzun planlar ve kamyon camına vuran yağmur damlalarıyla, seyirciye Hasan’ın içindeki o dinmeyen fırtınayı ve vicdan azabını hissettiriyor. Filmdeki en büyük metafor ise Hasan ile Ayaz arasındaki sessiz anlaşmadır; o sessizlik, kelimelerden çok daha ağır bir yükü taşır.


Karakter Kimyası ve Minimalist Performanslar

Oyunculuk performansları açısından Ayaz, Türk bağımsız sinemasının gizli kalmış mücevherlerinden biri. Hasan rolünde Deniz Telek, karakterin o omuzlarındaki ağır yükü, suçluluk duygusunu ve evlat acısından daha beter olan o vicdani ezikliği sadece gözleriyle, mimikleriyle şahane aktarıyor. Popüler Yeşilçam filmlerindeki abartılı oyunculukların aksine, burada tamamen minimalist, gerçekçi bir performans var. Helün karakterine hayat veren Özlem Aktaş ile Hasan’ın yakaladığı o hüzünlü kimya, izleyiciyi adeta kamyonun arka koltuğuna oturtuyor. Çocuk oyuncuların doğallığı ise filmin dramatik yükünü dengeliyor ve filme muazzam bir inandırıcılık katıyor. Sahnelerin arkasından akan minimalist, derinden gelen yaylı çalgı ezgileri ise yoldaki o trajik yalnızlığı besleyen en güçlü sanatsal öge.


Kolektif Hafızanın Derinliklerinde Sessiz ve Asil Bir İz

Ayaz, gişede milyonlara ulaşan ya da popüler kültürün caps’lerine meze olan bir film olmadı; fakat o, Türk sinemasının o asil, toplumcu gerçekçi damarını damarlarında taşıyan özel bir yapım olarak sinemaseverlerin hafızasında yer edindi. Gösterişten uzak sinema diliyle, izleyicinin kalbine adeta bir "ayaz" gibi işleyen yapım, vizyondan yıllar sonra bile insan doğasını, affetmeyi ve kefareti sorgulamak isteyenlerin başvuru noktası haline geldi. Televizyon ekranlarında gece yarısı kuşağında tesadüfen denk gelindiğinde bile insanı ekrana çivileyen o samimi, dürüst anlatısıyla, sinema kütüphanemizin en dokunaklı raflarından birinde parıldamaya devam ediyor.


Keşfetmeye Devam Edin

Eğer Ayaz filminin o soğuk otoyol atmosferini, taşra gerçekçiliğini ve vicdan azabı temasını sevdiyseniz, Türk sinemasının ana akım döngülerinden uzak, taze ve sarsıcı şu 5 bağımsız yapıtını da mutlaka listenize eklemelisiniz:

  • Babamın Kanatları (2016) - Yönetmen: Kıvanç Sezer: Taşradan İstanbul'a çalışmaya gelen ve amansız bir hastalıkla boğuşan inşaat işçisi İbrahim'in, ailesinin geleceği için girdiği etik ve vicdani hesaplaşmayı anlatan sarsıcı bir sistem eleştirisi.

  • Kardeşler (2018) - Yönetmen: Ömür Atay: Töre cinayeti işleyen bir ailede, tetiği çeken küçük kardeş ile suçu üstlenen büyük kardeşin yıllar sonra bir aile işletmesinde bir araya gelerek geçmişin günahlarıyla yüzleşmesini odağına alan, Ayaz ile doğrudan tematik bağ kuran enfes bir dram.

  • Rüzgar Tayı (2013) / Küf - Yönetmen: Ali Aydın: Demiryollarında yol bekçisi olan ve 18 yıldır kayıp olan oğlunu arayan bir babanın, taşranın o bitmek bilmeyen yalnızlığında vicdan, bürokrasi ve ölümle olan sessiz, minimal hesaplaşması.

  • Kama (2020) / Kumbara - Yönetmen: Ali Ferhunde: Kendi halinde bir aile babası olan Orhan’ın, borç batağına saplanmasıyla birlikte ahlaki değerlerini kaybetmeye başlamasını ve suçun eşiğine gelişini anlatan, bireysel çöküş temalı güçlü bir modern dönem taşra/şehir dramı.

  • Toz Bezi (2015) - Yönetmen: Ahu Öztürk: İstanbul'da temizlikçi olarak çalışan iki kadının, aidiyet, sınıf çatışması ve hayata tutunma çabalarını anlatan, sosyolojik katmanı son derece güçlü, ajitasyondan uzak, pırlanta gibi bir bağımsız sinema örneği.