Delisin (1975)

Delisin (1975), Tarık Akan, Necla Nazır


Tür: Komedi, Romantik
Yönetmen: Ergin Orbey
Oyuncular: Necla Nazır, Tarık  Akan, Adile Naşit, Hulusi Kentmen, Ali Şen, Ayşen Gruda, İhsan Yüce, Nevzat Okçugil, Nubar Terziyan, Talat Gözbak, Ahmet Danyal Topatan, Kemal Çapraz, Giray Alpan, İlhan Hemşeri, Sabahat Işık, Leman Akçatepe, Bilgen Bengü, Zeki Alpan, Kamer Baba, Muharrem Gürses, Birnur Bilginoglu, Şebnem Aksu, Gülten Ceylan, Sabahat İzgü, Akif Kilman, Bahri Ateş, Faik Coşkun, Hayri Arlı, Ayşin Atav, Timuçin Caymaz, Kemal Ergüvenç, Hayri Esen, Ünal Gürel, Saltuk Kaplangı, Devrim Parscan, Türker Tekin, Jeyan Mahfi Tözüm, Rıza Tüzün, Kamran Usluer, Kâmran Yüce, Nurdan Zobu, Zafer Önen

Aşkın, Fotoğraf Camının Ardındaki Gizemi ve Kayıp Bir Mirasın Tatlı Telaşı

Yeşilçam’ın o kendine has, insanı sıcacık saran atmosferinde öyle filmler vardır ki, ne zaman televizyonda denk gelsek elimizdeki kumandayı yavaşça kenara bırakır, kendimizi o saf neşenin akışına bırakırız. İşte Ergin Orbey imzalı Delisin, tam olarak bu hissin karşılığı. Hikayemiz, zengin bir adam olan Yunus Bey'in, tüm mal varlığını gizli oğlu Ferit’e bırakmak istemesiyle başlıyor. Ancak işler planlandığı gibi gitmez; Yunus Bey paraya çevirdiği tüm senetleri kimsenin bilmediği bir yere saklar ve yerini söyleyemeden hayata gözlerini yumar.

Kasabaya ayak basan Ferit (Tarık Akan), hiçbir şeyden habersiz, Mümtaz Efendi’nin yanında yakışıklı ve idealist bir fotoğrafçı olarak işe başlar. Kader, onun yolunu amcasının güzeller güzeli kızı Alev (Necla Nazır) ile kesiştirmekte gecikmez. İki genç, vizörün arkasından birbirlerine bakarken kalplerini kaptırıverirler. Ancak ortada devasa bir miras, o mirasın peşinde koşan komik ama açgözlü akrabalar ve aşkın önüne çekilmek istenen setler vardır. Kayıp senetler ise herkesin gözü önünde, akla hayale gelmeyecek bir yerdedir.

"Sen benim çektiğim en güzel fotoğrafsın."

Delisin (1975) - Film Afişi, Yeşilçam Afişleri 

1970’lerin ortasındaki Türkiye, ekonomik darboğazların ve siyasi hareketliliklerin gölgesinde, sinema salonlarında bir nebze olsun nefes almak, gülmek ve umut etmek istiyordu. Delisin, tam da bu toplumsal ihtiyaca cevap veren; izleyiciyi kasaba hayatının o dingin, yapaylıktan uzak ve dayanışma dolu kollarına bırakan bir kaçış rotası gibiydi. Dönemin zorlu şartlarına inat, perdeden izleyiciye yansıyan tek şey saf bir yaşama sevinciydi.


Taşra Burjuvazisi ve Akraba Çatışmaları

Delisin, yüzeyde bir romantik komedi gibi görünse de, derinlerde taşra burjuvazisinin ve mülkiyet hırsının insan ilişkilerini nasıl zedelediğini tatlı bir dille eleştirir. Yunus Bey’in kardeşleri üzerinden okunan bu hırs, Türk toplumundaki geleneksel "akraba ve miras" çatışmalarının trajikomik bir aynasıdır. Paranın peşinde koşanların düştüğü acınası durumlar, paraya ve pula zerre değer vermeyen, sadece işini yapıp aşkını yaşamak isteyen Ferit’in dürüstlüğüyle dengelenir. Film, izleyiciye "Para her şey midir, yoksa en büyük miras temiz bir kalp midir?" sorusunu, dönemin yükselen materyalist değerlerine bir manifesto olarak sunar.


Vizörden Sızan Işık ve Kasaba Romantizmi

Filmin en güçlü tematik ögesi, şüphesiz ki fotoğrafçılık zanaatıdır. Fotoğraf makinesi, sadece bir geçim aracı değil; anı donduran, gerçeği saklayan ve Ferit ile Alev arasındaki aşkı yeşerten büyülü bir metafordur. Ege’nin ya da Marmara’nın o sakin sahil kasabası atmosferi, izleyiciye İstanbul’un keşmekeşinden uzak, ütopik ama bir o kadar da tanıdık bir sığınak sunar. Ergin Orbey, sinematografide güneş ışığını ve açık hava mekanlarını o kadar sıcak kullanmıştır ki, filmi izlerken adeta yüzünüze tatlı bir kasaba rüzgarı çarpar. Korkunun yerini komik bir gizeme, hüznün yerini ise neşeli bir bekleyişe bıraktığı eşsiz bir ritmi vardır.


Bir Yeşilçam Düeti ve Yıldızlar Geçidi

Tarık Akan’ın "Cici Necdet" veya "Damat Ferit" dönemlerinden sıyrılıp, daha halkın içinden, hafif şaşkın ama alabildiğine sevdalı fotoğrafçı jön halini izlemek büyük bir keyif. Karşısında ise duru güzelliği ve zarafetiyle Necla Nazır harikalar yaratıyor; aralarındaki ekran kimyası tam anlamıyla kusursuz.

Tabii ki arkadaki dev kadroyu anmamak sinemaya ihanet olur:

  • Hafızalardan silinmeyen kahkahasıyla Adile Naşit,

  • Sert ama tonton baba figürlerinin babası Hulusi Kentmen,

  • Kurnazlık denince akla gelen ilk isimlerden Ali Şen,

  • Hafif çatlak, her daim enerjik rolüyle Ayşen Gruda ve

  • Halk adamı kimliğiyle İhsan Yüce.

Bu kadro, [[Arzu Film]] ekolünün en nitelikli bileşenlerini bir araya getiriyor. [[Müzik]] tarafında ise filmin ruhunu coşturan, dönemin popüler melodileri ve Cici Kızlar’ın o dönem fırtınalar estiren ezgileri, sahnelerin duygusal dozunu ikiye katlıyor.


Kolektif Hafızadaki Yeri

Delisin, Türk insanının kolektif hafızasında "pazar günü sineması" sıcaklığıyla yer etmiş, kuşaktan kuşağa aktarılan bir klasiktir. Günümüzde bile sosyal medyada, o meşhur kayıp senetlerin arandığı sahneler ve oyuncuların mimikleri caps’lere, nostalji videolarına konu olmaya devam etmektedir.


Keşfetmeye Devam Edin

Eğer Delisin filminin o tatlı taşra havasını, gizemli miras koşturmacasını ve sıcacık aşkını sevdiyseniz, ana akım popüler filmlerin dışına çıkarak şu gizli kalmış Yeşilçam cevherlerine de mutlaka göz atmalısınız:

  1. Evcilik Oyunu (1975): Yine Tarık Akan ve Necla Nazır’ın başrolü paylaştığı, zenginlik, sınıfsal oyunlar ve inatçı bir aşk üzerine kurulu, tıpkı Delisin gibi izleyenin içini ısıtan bir başka Orhan Aksoy klasiği.

  2. Şaşkın Milyarder (1980): Miras peşinde koşan akrabaların ve paranın insanı ne hale getirdiğini absürt bir dille anlatan, başrollerinde Enis Fosforoğlu ve Meral Zeren’in yer aldığı, mizahi tonu yüksek bir film.

  3. Gel Barışalım (1976): Ergin Orbey’in yönettiği, başrollerini Mahmut Hekimoğlu ve Hale Soygazi’nin paylaştığı, yine bir kasaba atmosferinde geçen, gurur ve aşk çatışmasını ele alan naif bir yapım.

  4. Bizim Kız (1977): Hülya Koçyiğit ve Tarık Akan’ı bir araya getiren, içinde hem mahalle sıcaklığı hem de tatlı bir gizem barındıran, saklanan sırların ekseninde dönen başarılı bir romantik komedi.

  5. Meraklı Köfteci (1976): Ergin Orbey'in yönetmen koltuğunda oturduğu, Kemal Sunal ve Gölgen Bengü'nün oynadığı, akrabaların miras ve çıkar ilişkilerini tam bir curcuna içinde eleştiren zamansız bir başyapıt.