Oyuncular: Kemal Sunal, Savaş Yurttaş, Güzin Özipek, Gülümser Gülhan, Serra Yılmaz, Demet Akbağ, Bahri Selin, Necati Bilgiç, Meltem Savcı, Gül Sazanker, Müşerref Kardeş, Alev Gökkaya, Yıldız Balıkoğlu, Mehmet Manya, Faruk Tayşi, Orhan Bayraktar, Necdet Kaygın, Kemal Kadakal, Dursun Ali Sarıoğlu, Ali Cağaloğlu, Yaşar Güner, Remzi Biçer, Ferdi Tercanlıoğlu, Sabahattin Bostancioğlu, Kemal Kocatürk, Serhat Özcan, Erkan Can, Selahattin Fırat, Uğur Esen, Banu Şengelli, Erdi Yetişkol, Ezgi Yetişkol, Ulaş Balıkoğlu, Burcu Balıkoğlu, Evrem Gökkaya, Aşkım Geylani
Bir İnat Uğruna Geçen Ömür
Her şey, bir avuç sebze ve birkaç yaramaz koyun yüzünden başlar. Yunus ve Ahmet, tarlaları bitişik, sofraları bir iki komşuyken; bir sabahın öfkesiyle kendilerini adliye yollarında bulurlar. Başta basit bir "zarar tazmini" olan dava, karşılıklı inatlaşmalar ve bitmek bilmeyen "gel-git"lerle bir kördüğüme dönüşür.
Aradan aylar değil, yıllar geçer. Ceketler eskir, çocuklar evlenir, mevsimler devrilir ama mahkeme salonunda okunan kararlar hep aynıdır: "Dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için dava ileri bir tarihe ertelenmiştir." Başta birbirine diş bileyen bu iki adam, zamanla adliye yolunda yoldaş, dert ortağı olurlar. Ancak açılan o dava dosyası, artık onların iradesinden çıkmış, kendi kendine yaşayan bürokratik bir canavara dönüşmüştür. Davacı, adaleti ararken hayatını kaybedenlerin sessiz ve komik ağıtıdır.
"Haklıyım diyorsun, haklısın... Ama bu adliye koridorlarında haklı olmak, hayatını burada bırakmaya yetmiyor."
***
1987 yılı... Türk sinemasının toplumcu gerçekçi damarının, Kemal Sunal’ın saf ama düşündüren oyunculuğuyla birleştiği, sistemi "adliye koridorlarında" mahkûm eden bir başyapıt. Zeki Ökten’in yönettiği Davacı, basit bir komşu kavgasının bürokrasi çarkları arasında nasıl bir ömür törpüsüne dönüştüğünü anlatır. Film, adaletin hızı ile hayatın akışı arasındaki o uçurumu, trajikomik bir dille yüzümüze çarpar.
Geciken Adalet ve Bürokrasi
Film, Türk hukuk sistemindeki hantallığı ve bürokratik engelleri köy-kasaba ekseninde eleştirir.
Adliye Koridorları: Yunus ve Ahmet için adliye binası artık ikinci bir ev, davanın hakimi ve mübaşiri ise aile ferdi gibidir. Film, mülkün temeli olan adaletin, usul ve dosya kalabalığı içinde nasıl "şekilci" bir yapıya büründüğünü gösterir.
Toplumsal İnat: Köy yerinde uzlaşma kültürünün yerini "mahkemede görüşürüz" restine bırakması, bireylerin birbirine olan tahammülsüzlüğünün ve inatçılığının bir sonucudur.
Zamanın ve Emeğin İsrafı
Eriyen Hayatlar: Dava başladığında çocuk olanlar büyür, fidanlar ağaç olur; ancak Yunus ile Ahmet’in davası bir türlü sonuçlanmaz. Film, kaybedilen paranın ötesinde, kaybedilen "zamanın" telafisi olmadığını hüzünlü bir mizahla işler.
Kazanırken Kaybetmek: İki taraf da haklı çıkma peşindeyken, aslında her iki tarafın da hayat kalitesinden, huzurundan ve cebinden kaybettiği bir "kaybet-kaybet" senaryosu izleriz.
Gerçekçi Bir Kadro
Zeki Ökten ve Kemal Sunal: Çöpçüler Kralı ve Düttürü Dünya gibi filmlerde olduğu gibi, bu filmde de Kemal Sunal "güldüren" adamdan ziyade, "haliyle düşündüren" sıradan vatandaşı oynar.
Erkan Can ve Demet Akbağ: Sinemamızın devleşecek isimlerinin henüz kariyerlerinin başında, harika yan karakterlerle filme renk kattığı bir yapımdır.
Sistemin Aynasında İnsan Manzaraları
Davacı, izleyiciyi hem kahkahalara boğan hem de adalet mekanizması üzerine derin derin düşündüren bir filmdir. Kemal Sunal’ın o her duruşma sonrası boynu bükük ama umutlu halleri, Türk sinemasının en ikonik ve insani kareleri arasındadır. Zeki Ökten, bu filmle sadece bir hukuk eleştirisi yapmaz; aynı zamanda insanın inadının ve sistemin hantallığının birleşince nasıl bir trajediyi doğurduğunu kanıtlar.