Beş Şehir (2009)


Tür: Dram
Yönetmen: Onur Ünlü
Oyuncular: Tansu Biçer, Ege Tanman, Ahmet Rıfat Sungar, Şebnem Sönmez, Bülent Emin Yarar, Beste Bereket, İpek Erdem, Aşkın Şenol, Aylin Çalap, Ferit Kaya, Burcu Doğan, Meltem Özlevent, Savaş Saylan, Barış Yılkan

Polis Aydın ve Kesişen Hayatlar

Aydın, İstanbul’a yeni tayin edilmiş, şehrin karmaşasına ve sosyal hayatın hızına yabancı bir polis memurudur. En büyük yarası, kalabalıklar içindeki derin yalnızlığıdır. Bir şekerci dükkânında çalışan Mehtap’a duyduğu platonik aşk, onun hayata tutunma çabasıdır; ancak bu ilgi karşılıksız kalır. Aydın’ın hikâyesi; hastalığı nedeniyle dışlanan küçük Osman, babasının ölümünü bekleyen genç ve diğerlerinin trajedisiyle iç içe geçer. Her karakter, yaşamı boyunca bir şehirden, bir acıdan diğerine savrulan ruhların temsilidir.

"İnsan her gün ölür... Ama bir gün tam ölür."

***

2009 yılı... Türkiye’nin milenyum sonrası yaşadığı ekonomik genişlemenin yan etkilerini, bireyin ruhsal dünyasında hissetmeye başladığı bir yıl. Onur Ünlü’nün kendine has üslubuyla kaleme aldığı ve yönettiği Beş Şehir, klasik anlatı sinemasını reddeden, "tesadüf" kavramını "kader" ile tokuşturan sarsıcı bir yapımdır. Film, büyük şehrin devasa kalabalığında nefes almaya çalışan küçük insanların, birbirine görünmez iplerle bağlı trajik öyküsüdür.


Metropolde Tutunamayanlar ve Yabancılaşma

Film, 2000'lerin sonundaki İstanbul'u bir vaatler şehri değil, bir "yok oluş" mekanı olarak resmeder.

  • Taşra-Kent Çatışması: Aydın karakteri üzerinden, taşradan gelen "devlet memuru" kimliğinin, İstanbul’un kaotik ve kayıtsız yapısı karşısındaki erimesi işlenir. Şehir, Aydın'ı bir polis (otorite) olarak değil, sadece yalnız bir birey olarak görür.

  • Hastalık ve Dışlanma: Küçük Osman’ın hastalığı üzerinden toplumun "kusurlu" olana karşı takındığı acımasız tavır ve bireyin sistem içindeki savunmasızlığı gözler önüne serilir.

  • Sıradanlığın Trajedisi: Film, 2000’ler Türkiye’sinde yükselen orta sınıf rüyasının dışında kalan, "alt-orta" sınıfın manevi boşluğunu ve iletişimsizliğini çarpıcı bir dille yansıtır.


Kaderin Absürtlüğü ve Ölüm Olgusu

  • Onur Ünlü Sineması ve Şiir: Film, yönetmenin "Polis" ile başlattığı kendine özgü absürt dilin zirve noktalarından biridir. Ölüm, filmde korkulan bir son değil, hayatın doğal ve bazen komik bir parçası olarak işlenir.

  • Tesadüflerin Ağı: Karakterlerin birbirini tanımadan hayatlarına müdahale etmesi, geleneksel Türk edebiyatındaki "kader" anlayışının modern sinemadaki bir yansımasıdır. Beş ayrı hikâye, aslında tek bir büyük yalnızlık resmini oluşturur.


Bağımsız Sinemada Bir Yıldızlar Geçidi

  • Tansu Biçer’in Devleştiği Yıl: Tansu Biçer, Aydın rolündeki muazzam performansıyla o yıl Altın Portakal ve Altın Koza gibi prestijli festivallerde "En İyi Erkek Oyuncu" ödüllerini toplamıştır. Magazin basınında "sessiz ve derinden gelen büyük yetenek" olarak manşetlere taşınmıştır.

  • Festivallerin Gözdesi: Film, vizyondan ziyade festival çevrelerinde büyük yankı uyandırmıştır. Dönemin magazin programlarında, popüler sinemanın aksine "anlaşılması zor ama etkileyici" yapımlar kategorisinde sıkça tartışılmıştır.

  • Toplumsal Karşılık: Beş Şehir, Türk izleyicisi için alışılagelmiş ağlak dramlardan farklı bir yerde durur. İzleyici, filmdeki karakterlerin çaresizliğinde kendi hayatının absürt anlarını bulmuştur. Özellikle filmin "insan birinden ötekine savrulur" mottosu, o dönem genç kuşağın sosyal medya mecralarında (ekşi sözlük vb.) en çok paylaştığı aforizmalardan biri haline gelmiştir.