Yönetmen: Metin Erksan
Oyuncular: Erol Taş,
Hülya Koçyiğit, Ulvi Doğan, Alaettin Altıok, Hakkı Haktan, Zeki Tüney, Yavuz
Yalınkılıç, Hasan Ay, Murat Baran, Selahattin Genç, Ali Kemal, Halil
Korabay, Hüseyin Or, Halil Oral, Zehra Oral, Hızır Şengün, Ali Şenol,
Kâmuran Tekeli, Hamit Türker, Nevruze Türkmenoğlu, Mehmet Uran, Adnan Uygur,
Sami Ayanoğlu, Niyazi Er, Sadettin Erbil, Alev Koral, Ercan Yazgan
Kan, Su ve Toprak Kokan Bir İhanet
Ege’nin kurak topraklarında, güneşin kavurduğu bir köy... Osman, arazisindeki suyun önüne set çekerek tüm köylüyü kendine köle etmek ister. Kardeşi Hasan ise vicdanıyla ağabeyi arasında sıkışmış, daha yumuşak bir ruhtur. Köylülerle çıkan çatışma sonucunda Hasan hapse girer; geride ise güzelliğiyle toprağı bereketlendiren karısı Bahar kalır.
Hasan içerdeyken, Osman’ın içindeki mülkiyet hırsı sadece suya değil, Bahar’a da yönelir. Kardeşinin yokluğunu fırsat bilen Osman, Bahar’ı "kendi malı" gibi görmeye başlar ve Hasan’ın öldüğüne dair yalanlar uydurur. Su için dökülen kan, kadına duyulan saplantılı arzuyla birleştiğinde; o kurak topraklar geri dönülemez bir trajediye yataklık edecektir. Finaldeki o meşhur su sahneleri, aslında arınmanın değil, günahın ne kadar derinlere sızdığının resmidir.
***
1963 yılı... Türk sinemasının "kabuğunu kırdığı", yerelden evrensele uzanan o devasa sıçramanın yılıdır. Metin Erksan’ın Susuz Yaz'ı, sadece bir film değil; toprağın, suyun ve kadının "mülkiyet" üzerinden nasıl birer arzu nesnesine dönüştüğünü anlatan çiğ, sert ve tavizsiz bir antropolojik çalışmadır.
Berlin’den gelen o Altın Ayı heykeli, Türk sinemasının pasaportuna vurulmuş ilk ve en şık mühürdür.
***
"Mülkiyet" Çatışması
Film, Metin Erksan'ın "Mülkiyet Üçlemesi"nin en güçlü halkasıdır. 1960 sonrası Türkiye'sinde "toprak reformu" ve "su hakları" gibi meselelerin hukuki ve ahlaki boyutu bu filmle tartışmaya açılmıştır.
-
Suya Hükmetmek: Osman (Erol Taş), suyun kendi arazisinden çıktığı gerekçesiyle diğer köylüleri susuz bırakır. Bu, sadece bir hırs değil, feodal otoritenin ve bireysel mülkiyetin toplumsal faydaya karşı ilk büyük "hayır"ıdır.
-
Kadına Hükmetmek: Anadolu'da kadının da su gibi bir "ihtiyaç" ve "mülk" olarak görülmesi, filmin en karanlık alt metnidir. Osman’ın hapse giren kardeşi Hasan’ın (Ulvi Doğan) karısı Bahar’a (Hülya Koçyiğit) göz koyması, mülkiyet hırsının ensest bir sınıra dayanmasıdır.
Tütün ve Ter
-
Ekonomik Bağımlılık: Tütün işçiliği, hataya yer vermeyen ve suya muhtaç bir süreçtir. Suyun kesilmesi, köylü için sadece susuzluk değil, ekonomik bir imha demektir.
-
Hülya Koçyiğit’in Doğuşu: Henüz bir lise öğrencisiyken bu filmle sinemaya adım atan Koçyiğit, "Bahar" rolüyle Türk sinemasının en büyük ikonlarından biri olacağını daha ilk karesinde kanıtlamıştır.
-
Erol Taş ve "Kötülüğün" Zirvesi: Erol Taş o kadar inandırıcı bir "kötü" oynamıştır ki, rivayete göre filmden sonra sokakta tepki görmüş, hatta üzerine taş atılmıştır. Bu, bir oyuncu için hem en büyük kabus hem de en büyük övgüdür.
Berlin’den Dönünce Gelen Af
Filmin kaderi, Türkiye’nin o dönemdeki çelişkili sanat algısının özetidir:
"Kendi ülkesinde 'köylüyü kötü gösteriyor' diye yasaklanan bir film, dünya sinemasının en prestijli ödüllerinden birini alınca, devlet tarafından 'milli gurur' ilan edilerek kucaklanmıştır."
Toplumda Nasıl Karşılık Buldu?
Susuz Yaz, Türk halkı için bir "uyanış" filmi oldu. Önce yasaklanması, sonra dünyayı sarsması, Türk insanına kendi sanatçısının değerini dışarıdan gelen onayla anlama alışkanlığını (maalesef) kazandırdı. Sinemacılar için ise bu film, "yerel bir hikaye, evrensel bir dille anlatıldığında dünya kapılarını açar" kuralının ilk büyük dersiydi.