Yönetmen: Onur Ünlü
Oyuncular: Alican Akman, Ali Atay, Tansu Biçer, Cengiz Bozkurt, Asil Büyüközçelik, Demet Evgar, İsmail İçen, Ercan Kesal, Serkan Keskin, Ezgi Mola, Ayşenil Şamlıoğlu, Nadir Sarıbacak, Damla Sönmez, Ahmet Mümtaz Taylan, Hüseyin Tutan, Gizem Yılmaz, Kaan Yılmaz, Kubilay Çamlıdağ, Bekir Çiçekdemir, Güler Ökten
Akhisar’ın Melankolik "Avengers"ı
Akhisar’da babasıyla berberlik yapan Cemal, duvarların arkasını görebilen ama kendi içindeki karanlığı bir türlü aydınlatamayan bir adamdır. Bu kasabada herkes "özel"dir ama kimse "kahraman" değildir. Cemal’in sevdiği Yasemin zamanı durdurabilmekte, bir başkası ölümsüzlükle lanetlenmiş gibi yaşamakta, genç bir kız ise bakışlarıyla nesneleri fırlatabilmektedir.
Ancak bu yetenekler, ne bir banka soygununa ne de dünyayı kurtarmaya yarar. Onlar sadece aşk acısı çekerken, aile kavgaları ederken ya da bir akşamüstü sıkıntısıyla boğuşurken yanlarında taşıdıkları birer yüktür. Cemal’in "İnsan nedir ki?" sorusuna yanıt aradığı bu yolculukta; kanatları olan ama uçamayan, elleriyle devleri deviren ama bir kadının kalbine giremeyen insanların o çok tanıdık, çok "bizden" hikâyesini izleriz. Finaldeki o sarsıcı boşluk, süper güçlerin bile bir kalp kırıklığını onaramayacağının en estetik kanıtıdır.
***
2013 yılı... Türk sinemasının "yerli absürt" damarının, siyah-beyaz bir estetikle ve Akhisar’ın tozlu sokaklarıyla buluştuğu o benzersiz yıl. Sen Aydınlatırsın Geceyi, Onur Ünlü’nün yönetmenlik kariyerindeki en kişisel, en şiirsel ve en "insanca" filmidir. Akhisar’da geçen bu hikâye, Marvel evrenine atılmış bir "taşra" tokadı gibidir; süper güçleriniz olsa bile, eğer mutsuzsanız o güçlerin hiçbir işe yaramadığını suratımıza çarpar.
İşte duvarların içinden geçen ama kendi kederini aşamayan insanların analizi:
***
Taşrada "Süper" Olmanın Yükü
Film, süper kahraman mitini yerle bir ederek onu bir "fiziksel engel" ya da "rutin bir özellik" seviyesine indirir.
Sıradanlığın Şiiri: Akhisar gibi her şeyin durağan olduğu bir yerde, zamanı durdurmak ya da nesneleri hareket ettirmek bir "kurtuluş" değildir. Onur Ünlü, bu doğaüstü yetenekleri karakterlerin içsel boşluklarını doldurmak için değil, o boşluğu daha da belirginleştirmek için kullanır.
Varlık Sancısı: Film, Shakespeare’in sonelerinden mülhem bir dille; insanın aslında ne kadar "az", ne kadar "beşer" ve ne kadar "şaşar" olduğunu anlatır. Süper güçler, insanın ölümlülüğü ve acizliği karşısında sadece birer teferruattır.
Siyah-Beyaz Bir Noir
Görsel Tercih: Filmin siyah-beyaz çekilmesi, Akhisar’ı zamansız bir yer haline getirir. Renklerin yokluğu, karakterlerin duygularındaki o gri bölgeleri ve melankoliyi daha keskin hale getirir.
Ece Ayhan ve Şiirsel Dil: Film buram buram İkinci Yeni şiiri kokar. Diyaloglar, karakterlerin yeteneklerinden ziyade ruh hallerine odaklanır. Bir berberin duvarın arkasını görmesi, onun için bir avantaj değil, sadece daha fazla "yük" demektir.
Bir "Kült" Doğuyor
Ali Atay ve Demet Evgar Gücü: Leyla ile Mecnun ile zirve yapan Ali Atay’ın o "hüzünlü komik" imajı, bu filmde tamamen hüzne evrilir. Demet Evgar (Yasemin) ve Damla Sönmez (Defne) ile olan kimyası, filmi bir oyunculuk şölenine dönüştürür.
Bağımsız Dağıtım: Film, vizyona girmesi sürecinde klasik dağıtım kanallarına "itiraz" ederek üniversitelerde ve bağımsız salonlarda izleyiciyle buluştu. Bu durum, filmin kendi ruhuna uygun bir "isyan" bayrağı taşımasını sağladı.
Toplumda Nasıl Karşılık Buldu?
Sen Aydınlatırsın Geceyi, özellikle genç entelektüel kesim ve sinemaseverler arasında bir "kült" haline geldi. Hollywood’un aksiyon dolu kahramanlarından bıkmış olan izleyiciye, "kahramanların da canı sıkılır, onlar da intihar etmek isteyebilir" gerçeğini sundu. Film, Türk sinemasında "büyülü gerçekçilik" akımının en özgün ve en samimi örneği olarak kabul edilir.