Oh Olsun (1974)

 


Tür: Komedi, Romantik
Yönetmen: Ertem Eğilmez
Oyuncular: Tarık  Akan, Hale Soygazi, Hulusi Kentmen, Metin Akpınar, Halit Akçatepe, Beyza Başar, Nevin Güler, Adile Naşit, Serap Olguner, Mürüvvet Sim, Kemal Sunal, İhsan Yüce, Münir Özkul


Haylazlıkların Bedeli, Aşkın Ödülü

Zengin fabrikatör Fehmi Haznedar, üç oğlunun da kendisini hayal kırıklığına uğrattığını acı bir şekilde öğrenir: Biri işleri batırmakta, biri okulu kızlar için asmakta, diğeri ise karne sahtekarlığı yapmaktadır. "Okumayan adam işçi olur" düsturuyla oğullarını kendi fabrikasında çırak olarak en alt kademeden işe başlatır. Artık köşkün parıltılı hayatı bitmiş, yerini Burhan Usta’nın sert disiplini ve makine sesleri almıştır.

Ancak kaderin bir cilvesi olarak, fabrikanın tozlu havası haylaz Ferit için bambaşka bir nefes olur. Fabrikada çalışan, gururlu ve güzel Alev'i gören Ferit, hayatının en büyük "dersini" aşkta almaya başlar. Bir yandan babasından gizlenen nikâhlar, bir yandan kardeşlerin bitmek bilmeyen maceraları derken; Haznedar ailesi için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.


"Hayat bazen en sert tokadını atarken, beraberinde en güzel hediyesini, aşkı getirir."

***

1974 yılı... Yeşilçam’ın o meşhur "kalabalık kadrolu aile" filmlerinin en dinamik örneklerinden biri. Ertem Eğilmez'in yönetmen koltuğunda oturduğu Oh Olsun, fabrikatör bir babanın otoritesi ile haylaz oğullarının özgürlük arayışı arasındaki o tatlı sert çatışmayı anlatır. Film, sadece bir gençlik aşkı hikâyesi değil; aynı zamanda 70’lerin yükselen işçi sınıfı gerçekliğini, zengin-fakir ayrımını ve aile bağlarının her türlü maddiyatın üzerindeki gücünü trajikomik bir dille yansıtır.


Köşkten Fabrikaya İniş

Film, karakterleri konfor alanlarından çıkarıp hayatın gerçekleriyle yüzleştirir.

  • Otorite ve Disiplin: Hulusi Kentmen’in canlandırdığı Fehmi Haznedar, dönemin "sert ama yufka yürekli" baba figürünün zirvesidir. Oğullarını fabrikaya işçi olarak göndermesi, burjuvazinin emeği tanıması ve disiplinle terbiye edilmesi üzerine kurulu bir toplumsal derstir.

  • İşçi-İşveren İlişkisi: Aşkın filizlendiği yerin bir fabrika tezgahı olması, 70'ler sinemasındaki "emeğin kutsallığı" temasına selam çakar. Ferit’in Alev’e aşık olması, sadece iki gencin buluşması değil, fabrikatör oğlunun "halkla" bütünleşmesidir.


Yalanlar, Karneler ve Hakikatler

  • Kardeşlik Dayanışması: Fazıl, Ferit ve Ferdi... Her biri farklı bir "haylazlık" türünü temsil etse de, babalarının disiplini karşısında kurdukları o gizli ittifak, filmin mizah motorunu oluşturur.

  • Ferit (Tarık Akan) ve Alev (Hale Soygazi): Aralarındaki aşk, ilk başta bir "çapkınlık" denemesi gibi başlasa da; Ferit’in, Alev’in onurlu duruşu karşısında yaşadığı değişim, karakter gelişiminin en samimi noktasıdır.


Bir "Yıldızlar" Takımı

  • Kadro Zenginliği: Münir Özkul (Burhan Usta), Adile Naşit, Kemal Sunal, Halit Akçatepe ve Metin Akpınar... Yeşilçam’ın bu "altın kadrosu", her sahneyi birer oyunculuk resitaline dönüştürür. Özellikle Kemal Sunal’ın saflığı ve Metin Akpınar’ın kurnazlığı, filmin ritmini belirler.

  • Müzik ve Neşe: Filmin ismini taşıyan o meşhur "Oh Olsun" şarkısı ve neşeli atmosferi, en gergin aile içi çatışmaları bile bir umut ve neşe kaynağına dönüştürür.


Emeğin ve Aşkın Sıcacık Buluşması

Oh Olsun, izleyici için sadece bir gülmece değil, aynı zamanda bir "adalet duygusu" tatmini oldu. Zengin çocuklarının tulum giyip tezgah başında ter dökmesi izleyiciye "oh olsun" dedirtirken; o tulumların içindeki kalplerin aşkla ısınması, Yeşilçam’ın o eşsiz iyimserliğini perçinledi. Film, Arzu Film ekolünün o meşhur "biz bir aileyiz" mesajını fabrikaya taşıyarak, sınıfsal farklılıkların samimiyetle nasıl aşılabileceğini kanıtladı. Bugün bile televizyonlarda her yayınlandığında, o meşhur şarkıyla birlikte tüm Türkiye’yi aynı neşede buluşturmaya devam ediyor.