Ne Olacak Şimdi (1979)

 


Tür: Komedi, Romantik
Yönetmen: Atıf Yılmaz
Oyuncular: Levent Kırca, Nevra Serezli, Şener Şen, Perran Kutman, Adile Naşit, Cevdet Arıkan, Dündar Aydınlı, Mahmut Gökgöz, Seyfettin Karadayı, Bülent Kayabaş, Neriman Köksal, Gökhan Mete, Selim Naşit, Diler Saraç, Erol Sen, Mesut Sürmeli, Nubar Terziyan, Ali Yalaz, Hadi Çaman


Aşkın Kanunu ile Mahkemenin Kanunu Çarpışırsa

Orhan ve Özden, birbirlerine rakip iki başarılı boşanma avukatıdır. Kader onları, çapkınlıkta sınır tanımayan Şakir ile ondan kurtulmaya ant içmiş Nuran’ın davasında karşı karşıya getirir. Davadaki sert atışmalar, beklenmedik bir aşka ve yıldırım nikâhına dönüşür.

Ancak balayı biter bitmez gerçekler başlar. Orhan'ın "evde kadın sözü geçer mi?" sorgulamaları ile Özden'in "eşitlik" inadı, evi adeta bir mahkeme salonuna çevirir. Bir yanda Şakir’in Nuran’ı geri kazanmak için çevirdiği dolaplar, diğer yanda iki avukatın "kim haklı" savaşı... Sonunda olaylar öyle bir noktaya gelir ki, herkes birbirine aynı soruyu sorar: "Ne olacak şimdi?"


"Aşk bir sözleşme değildir; maddelerini kafana göre değiştiremezsin!"

***

1979 yılı... Türkiye’nin siyasi olarak en çalkantılı, ekonomik olarak ise en darlık çektiği yıllardan biri. Sinema ise bu kaosu biraz olsun dağıtmak için rotayı toplumsal taşlama ve ilişki komedilerine kırmıştı. Ne Olacak Şimdi, usta yönetmen Atıf Yılmaz’ın kadrajından çıkan; boşanma davalarıyla geçinen iki avukatın, kendi evliliklerinde nasıl birer "müvekkile" dönüştüğünü anlatan taşlamacı ve karakter güldürüsü bir yapımdır.

Levent Kırca ve Nevra Serezli’nin başrolleri paylaştığı, Şener Şen ve Perran Kutman’ın ise yan rollerde devleştiği bu filmi katmanlarına ayıralım:


Batılılaşma ve "Alaturka-Alafranga" Çatışması

Film, Türkiye'nin modernleşme sancılarını evlilik kurumu üzerinden okur.

  • Kültürel Makas: Orhan (Levent Kırca), daha "halktan", geleneksel kodları olan bir avukattır. Özden (Nevra Serezli) ise Batılı hayat tarzını benimsemiş, daha bireysel ve özgürlükçü bir kadını temsil eder. İkilinin aşkı hızlıca evliliğe dönüşse de, "kimin borusu ötecek" kavgası aslında Türkiye'nin o dönemki sınıfsal ve kültürel yarılmasının bir özetidir.

  • Modern Kadın İmajı: Özden karakteri üzerinden, ekonomik özgürlüğü olan kadının evlilik içindeki "boyun eğmeyen" tavrı, 70'lerin sonundaki değişen kadın figürünü yansıtır.


Şakir ve Nuran Efsanesi: Pişkinliğin ve Tutkunun Zirvesi

Filmin başrolleri her ne kadar Orhan ve Özden olsa da, hikâyenin ruhu ve mizah yükü kuşkusuz Şakir ve Nuran karakterlerinin omuzlarındadır. Bu ikili, Türk sinema tarihinin en nev-i şahsına münhasır çiftlerinden biridir.

Şakir (Şener Şen), "beni yakalarsa Nuran yakalar" özgüveniyle yaşayan, yakalandığında ise dünya üzerindeki en yaratıcı ve absürt yalanları en "pişkin" ifadeyle söyleyebilen bir karakterdir. Onun aldatmayı bir yaşam biçimi haline getirmesine rağmen, Nuran’a olan tuhaf bağlılığı, "geleneksel çapkın" figürünün zirve noktasıdır. Şakir karakterinin o meşhur tavırları, Türk sinemasının en ikonik pişkinlik sahnelerindendir. Şakir ve Nuran, aslında Orhan ve Özden’in "entellektüel" tartışmalarının çok daha gerçek ve samimi (ve gürültülü) bir versiyonudur.

Nuran (Perran Kutman) ise aldatılmanın verdiği öfkeyi en gürültülü şekilde dışa vuran, feryatlarıyla mahalleyi ayağa kaldıran ama günün sonunda o "hayırsız" kocasına olan tutkusundan da vazgeçemeyen bir kadındır. Nuran ve Şakir arasındaki ilişki; sürekli kavga eden, kapıları çarpan ama her fırtınanın sonunda birbirine sığınan o "alaturka" evlilik yapısının en samimi, en gürültülü ve en gerçek yansımasıdır. Onların arasındaki bu "toksik ama kopamaz" bağ, filmin entelektüel zeminini sokağın samimiyetiyle dengeler.


Terzi Kendi Söküğünü Dikemez

  • Hukuk ve Duygular: Sürekli başkalarını boşayan iki insanın, kendi sorunlarını hukuki bir dille çözmeye çalışması filmin temel ironisidir. Mantık ile duygunun, kanunlar ile geleneklerin kapışması izleyiciye "ideal evlilik nedir?" sorusunu sordurur.

  • Rol Değişimi: Başkalarının evliliklerini kurtarmaya ya da bitirmeye çalışan avukatların, kendi evlerinde birer "hırçın müvekkil"e dönüşmesi, teoride bildiğimiz doğruların pratikte nasıl sınıfta kaldığını kanıtlar.

  • Geleneksel Direnç: Ne kadar "modern" olursanız olun, Şakir’in pişkinliği veya Nuran’ın inadı gibi temel insani dürtülerin, hukuki maddelerden daha güçlü olduğu vurgulanır.


Pişkinliğin ve Çapkınlığın İkonu: Şakir’den Sosyal Medya Capslerine

Ne Olacak Şimdi, yayınlandığı dönemde Türk toplumundaki "boşanma" tabusunu mizahi bir dille kırdığı için çok sevildi. Şener Şen’in "Şakir" karakteri ise o kadar çok sevildi ki, bugün bile sosyal medyada çapkınlık ve pişkinlik temalı capslerin baş tacıdır. Film, "modernleşen" Türkiye'nin aile içindeki krizlerini en samimi haliyle beyaz perdeye taşıdı.