Mutluluk (2007)





Tür: Dram
Yönetmen: Abdullah Oğuz
Oyuncular: Talat Bulut, Özgü Namal, Murat Han, Mustafa Avkıran, Emin Gürsoy, Şebnem Köstem, Meral Çetinkaya, Erol Babaoğlu, Lale Mansur, Emel Göksu, Alpay K. Atalan, Leyla Başak, Ali Çiftel, Uğur İzgi, Sevgi Onat, Kubilay Tunçer, Onur Yar, İdil Yener, Ali Zeytin


Bir Umudun Yelken Açışı

Her şey bir göl kenarında, hayatı elinden alınmak istenen Meryem’in baygın bedeniyle başlar. Ailesi, "namus" denilen o görünmez canavarı doyurmak için Meryem’in ölümüne karar verir. Bu kanlı görev, askerden yeni dönen kuzeni Cemal’e verilir. Ancak Cemal, Meryem’i öldürmek yerine onu İstanbul’a, bilmediği bir dünyaya sürükler.

Yolları, hayatından bezmiş profesör İrfan Kurudal ile kesiştiğinde, üçü için de geri dönüşü olmayan bir yolculuk başlar. İrfan’ın lüks teknesi, bu üç yabancı ruhun sığınağı olur. Onlar Ege’nin sularında süzülürken; profesör kibrini, Cemal öfkesini, Meryem ise korkusunu dalgalara bırakır. Ancak "kara"nın gerçekleri ve törenin gölgesi, peşlerini kolay kolay bırakmayacaktır. Finalde ulaştıkları yer sadece bir koy değil, "mutluluk" denilen o zorlu ve emek isteyen iç huzurdur.


"İnsan, her şeye rağmen yeniden başlayabilir.
Yeter ki gidecek bir denizi olsun."

***

2007 yılı... Türk sinemasının toplumsal tabuları estetik bir dille masaya yatırdığı, Zülfü Livaneli’nin aynı adlı kült romanından Abdullah Oğuz tarafından beyazperdeye taşınan o derin nefesli yıl. Mutluluk, sadece bir "töre" hikâyesi değil; Anadolu’nun en sert gelenekleriyle, İstanbul’un en steril entelektüel dünyasının bir yelkenli teknesinde çarpışıp birbirini iyileştirmesinin öyküsüdür.

Üç farklı Türkiye’nin aynı denizde, aynı kadere kürek çekmesinin anatomisi:


Doğu’nun Karanlığı, Batı’nın Boşluğu

Film, Türkiye’nin bitmek bilmeyen "Doğu-Batı" sentezi sancısını üç uç karakter üzerinden okur.

  • Töre ve Namus Kıskacı: Meryem (Özgü Namal), feodal yapının içinde sesi kısılan, kendi bedenine dair bile söz hakkı olmayan binlerce genç kadının sembolüdür. Onun "ölüm fermanı", aslında bir toplumun cehaletine kestiği cezadır.

  • Aydın Bunalımı: Prof. İrfan Kurudal (Talat Bulut), her şeyi bilen ama hiçbir şeye derman olamayan, kariyerinin ve evliliğinin sahteliğinden kaçan Batılılaşmış Türk aydınıdır. Onun kaçışı, aslında bir "gerçeklik" arayışıdır.

  • Emir ve Vicdan Arasında: Cemal (Murat Han), devletin (askerliğin) disiplini ile törenin kanlı emirleri arasında sıkışmış, şiddeti tek çözüm sanan ama içinde merhamet taşıyan "öfkeli genç" profilidir.


Denizde Bir Arınma Ayini

Filmin büyük bir kısmının geçtiği yelkenli tekne, aslında karakterlerin "liminal" (eşikte) alanıdır.

Karakter Neden Kaçıyor? Ne Buluyor?
Meryem Ölümden ve utançtan. Kendi sesini ve yaşam hakkını.
Cemal Katil olma zorunluluğundan. Sevgiyi ve koruma içgüdüsünü.
İrfan Sahtelikten ve sıkışmışlıktan. Hayatın ham ve çıplak gerçeğini.
  • Deniz Metaforu: Kara, kuralların ve törenin olduğu yerdir. Deniz ise kuralsızdır, özgürdür ve herkese eşittir. Üç karakter de denize açıldıkça üzerlerindeki toplumsal etiketlerden (profesör, kurban, katil) sıyrılıp sadece "insan" olurlar.


Livaneli’nin Melodisi

  • Özgü Namal’ın Devleşmesi: Namal’ın o duru ama acı dolu yüzü, filmin duygusal yükünü tek başına sırtlar. Özellikle Meryem’in sessiz direnişi, izleyiciye en büyük dersi verir.

  • Görsel Şölen: Ege ve Akdeniz’in muazzam maviliği, hikâyenin o karanlık başlangıcıyla muazzam bir kontrast oluşturur. Sinematografi, izleyiciye bir "kurtuluş" hissi pompalar.


Toplumda Nasıl Karşılık Buldu?

Mutluluk, vizyona girdiği yıl hem Türkiye’de hem de yurt dışında büyük ses getirdi. Altın Portakal’da ödülleri topladı. Töre cinayetlerine karşı sanatsal bir başkaldırı olarak nitelendirildi. Film, izleyiciye "Kaderimizi biz mi yazarız, yoksa coğrafyamız mı?" sorusunu sordurarak, toplumsal bir vicdan muhasebesi başlattı.