Tür: Komedi, Dram
Yönetmen: Ertem Eğilmez
Oyuncular: Şener Şen, Adile Naşit, Ayşen Gruda, Erdal Özyağcılar, Ergun Uçucu, Zihni Küçümen, Necati Bilgiç, Metin Çeliker, Tuncer Sevi, Bilge Zobu, Sevim Çalışgir, Meray Ülgen, Metin Çekmez, Kadri Ögelman, Mehmet Devran, Sevil Uluyol, Dursun Ali Sarıoğlu, Hülya Kutlubay, Haşmet Zeybek, Oktay Güzeloğlu, Yaşar Güner, Nurettin Alkış, Levent Dönmez, Özdemir Han, Sadrettin Kılıç, Mesut Sürmeli, Hakan Tanfer, Süha Tuna, Zafer Önen
Bir "Enayi"den Bir "Kahraman" Yaratan Para
Ali Rıza Bey, evine ekmeği tam zamanında getiren, devletin parasını kendi canından aziz bilen, silik ama tertemiz bir adamdır. Ancak bu "fazla" dürüstlüğü, karısının dırdırına, kayınbiraderinin alaylarına ve iş arkadaşlarının küçümseyen bakışlarına neden olur. Kaderin cilvesiyle, işyerinin maaşlarını taşıdığı çantayı çaldırdığında, Ali Rıza Bey için gerçek bir "itibar" dönemi başlar.
Hiç kimse onun dürüstlüğüne, parayı gerçekten kaybettiğine inanmaz. Aksine, herkes onun "akıllandığını" ve parayı bir kenara istiflediğini düşünür. Birdenbire mahallenin bakkalı veresiye açar, karısı ona sevgi gösterir, patronu önünde eğilir. Ali Rıza, parayı çalmadığını ispat etmeye çalıştıkça daha çok saygı görür. Çünkü bu yeni düzende, dürüst bir fakirdense, hırsız bir zengin her zaman daha makbuldür. Finalde Ali Rıza Bey’in sistemi kendi silahıyla vurması ise, Türk sinema tarihinin en "onurlu" intikam sahnelerinden biridir.
***
1984 yılı... Türkiye’nin "Anavatan" rüzgarlarıyla kavrulduğu, serbest piyasanın kapılarının ardına kadar açıldığı ve o meşhur "Benim memurum işini bilir" zihniyetinin toplumun kılcal damarlarına sızmaya başladığı o kritik eşik. Namuslu, Ertem Eğilmez’in o eski "Arzu Film sıcaklığını" bir kenara bırakıp, toplumun suratına buz gibi bir su çarptığı, sinemamızın en keskin sistem eleştirilerinden biridir.
Şener Şen’in ilk kez "başrol" olarak tek başına bir filmi sırtladığı bu yapım, aslında bir ahlak çöküşünün anatomisidir.
***
"Köşeyi Dönme" Çağı
1980 darbesinin ardından gelen 24 Ocak kararları ve Turgut Özal dönemi, Türkiye'de kolektif değerlerin yerini bireysel zenginleşmeye bıraktığı bir dönemdir.
Dürüstlüğün Ayıplanması: Ali Rıza Bey (Şener Şen), Cumhuriyet’in o eski, dürüst, kanaatkar memur tipini temsil eder. Ancak 1984 Türkiye'sinde bu tip artık "ideal" değil, "enayi" olarak görülmektedir. Toplumun ona bakışı, dürüstlüğe duyulan saygının nasıl bir "beceriksizlik" ya da "aptallık" etiketiyle yer değiştirdiğini gösterir.
Algı Olgudan Büyüktür: Filmde kimsenin paranın gerçekten çalındığına inanmaması, toplumun bilinçaltındaki "Herkes çalar, çalmayan aptaldır" ön kabulünün bir sonucudur. Ali Rıza Bey, hırsız damgası yediğinde "namuslu" olduğu günlerden daha fazla saygı görür. Bu, bir toplumun etik pusulasının nasıl tamamen tersine döndüğünün trajikomik bir kanıtıdır.
Paranın Yarattığı Yeni Hiyerarşi
Mutemet ve Güven: Mutemetlik, güvene dayalı bir meslektir. Paranın kaybolmasıyla birlikte Ali Rıza Bey’in statüsü bir anda "ezik memur"dan "gizli milyoner"e yükselir. Ailesinin, iş arkadaşlarının ve esnafın ona yaklaşımındaki değişim, ekonomik gücün (gerçek olmasa bile) nasıl tüm kapıları açan bir anahtara dönüştüğünü simgeler.
Tüketim Toplumu Sinyalleri: 80’lerin ortasında ithalatın artması ve lüks tüketimin özendirilmesi, Ali Rıza Bey’in çevresindeki insanların para hırsını daha da körüklemiştir. Herkes o hayali paradan bir pay kapma peşindedir.
Magazinel Yansımalar ve Bir Devrim
Riskli Bir Karar: O dönemin magazin basını ve sinema çevreleri, Şener Şen’in başrol oynamasını büyük bir kumar olarak görüyordu. O güne kadar hep "ikinci adam" (Badi Ekrem, Maho Ağa) olan Şen’in, dramla harmanlanmış bu kadar ciddi bir hicivde başarılı olup olamayacağı tartışma konusuydu. Ancak Şen, sergilediği performansla sadece komedyen değil, dev bir karakter oyuncusu olduğunu kanıtladı.
Ertem Eğilmez’in Değişimi: Eğilmez, o meşhur "Gülen Gözler" tadındaki aile filmlerinden bu kadar karanlık ve alaycı bir filme geçiş yaparak herkesi şaşırttı. Magazin dünyasında bu durum, "Ertem Eğilmez artık gülmüyor, güldürürken düşündürüyor" şeklinde yorumlanmıştı.
Toplumda Nasıl Karşılık Buldu?
Namuslu, vizyona girdiğinde büyük bir şok dalgası yarattı. İzleyici, Ali Rıza Bey’in çevresindeki o ikiyüzlü akrabalarda ve arkadaşlarda kendinden bir şeyler gördü. Film, 80’lerin "yırtma" kültürünün insanı nasıl canavarlaştırdığını gösterdiği için bir başyapıta dönüştü. Bugün bile, "dürüstlüğün cezalandırıldığı" her durumda akıllara ilk gelen film Namuslu’dur.