Tür: Komedi, Dram, Müzikal
Yönetmen: Yavuz
Turgul
Oyuncular: Şener Şen, Uğur Yücel, Sermin Hürmeriç,
Osman Cavcı, Tayfun Coragan, Doğu Erkan, Cem Gönenc, Kemal İnci, Kutay
Köktürk, Erdoğan Sıcak, Nuri Tuğ, Sönmez Yıkılmaz, Erdinç Üstün, Köksal Engür,
Yaman Okay, Ali Yalaz, Erhan Yazıcıoğlu, Erdal Özyağcılar
Karanfillerin Solduğu, Türkülerin Kirlendiği Yer
Beyoğlu’nun arka sokaklarında, çiçek kokulu eski bir evde yaşayan Muhsin Bey, hayatını "kaliteye" adamış bir organizatördür. Karşısına çıkan Urfalı Ali Nazik, onun için hem bu kaba dünyaya karşı son bir meydan okuma hem de bir kurtuluş umududur. Muhsin Bey, Ali’yi Unkapanı’nın kurtlar sofrasından koruyup onu gerçek bir sanatçı yapmaya çalışırken aslında kendi namusunu ve inandığı değerleri korumaktadır.
Ancak pavyonun dumanlı ışıkları ve "köşeyi dönme" hırsı, Ali Nazik’in hamuruna işlemiştir. Muhsin Bey’in emek emek işlediği o "sanat" hayali, Ali’nin bir gecede sistemin çarklarına teslim olmasıyla yerle bir olur. Muhsin Bey, son model bir arabanın içinde şöhretin sahte tadına bakan Ali’ye bakarken; aslında sadece bir gencin değil, koca bir İstanbul beyefendiliğinin cenazesini izlemektedir. O artık, beton yığınları arasında tek başına kalmış, sulayacak toprağı kalmamış bir karanfildir.
"Sevda; insanın bir başkasını kendisinden daha çok sevmesidir. Ama sen evlat, sen sadece şöhreti sevdin."
1987 yılı... Türk sinemasının "Yeşilçam" kalıplarından tamamen sıyrılıp, bir toplumun ruhsal çöküşünü ve kültürel makas değişimini bir cerrah titizliğiyle incelediği yıl. Yavuz Turgul’un yazıp yönettiği Muhsin Bey, sadece bir organizatör ve türkücü adayı hikâyesi değil; nezaketin kabalığa, liyakatin kurnazlığa, Itrî’nin arabeske mağlup olduğu bir "geçiş dönemi" ağıtıdır. Şener Şen ve Uğur Yücel’in oyunculuk tarihine geçen performansları, bu filmi sinemamızın kutsal emanetlerinden biri yapar.
Özal Türkiyesi ve "Köşeyi Dönme" Estetiği
Film, 1980 sonrası değişen toplumsal değerlerin en sert ve en hüzünlü eleştirisidir.
-
Nezaketin İflası: Muhsin Bey, "Eski İstanbul"un son temsilcisidir. Çiçeklerine isim veren, taş plak dinleyen, dürüstlüğü her şeyin önünde tutan bu adam; 80’lerin "işini bilen", "parayı vuran" ve etik değerleri "ayak bağı" olarak gören yeni insan tipi karşısında savunmasızdır.
-
Kültürel Erozyon: Ali Nazik (Uğur Yücel), taşradan gelen saf bir genç gibi görünse de aslında sistemin ona sunduğu "kısa yoldan şöhret" hırsıyla zehirlenmiştir. Onun Muhsin Bey'in sanat anlayışına (Klasik Türk Musikisi) duyduğu uzaklık, toplumun estetik zevkinin nasıl "arabesk" bir tekdüzeliğe sürüklendiğini simgeler.
İhanetin ve Yalnızlığın Rengi
-
Emek vs. Fırsatçılık: Muhsin Bey, Ali Nazik’i "sanatçı" yapmak için ceketini satacak kadar özveriliyken; Ali Nazik, parıltılı dünyaya kapak atmak için Muhsin Bey’in tüm değerlerini satmaya hazırdır. Finaldeki o meşhur "hapishane" sahnesi, güven duygusunun öldüğü yerdir.
-
Şehir ve İnsan: 1987 Beyoğlu’su, filmin ana karakterlerinden biridir. Yıkılan binalar, pavyon ışıkları ve tinerci çocukların gölgesindeki bu şehir; Muhsin Bey gibi "ince ruhlar" için artık yaşanmaz bir yere dönüşmüştür.
Bir Devrin Kapanışı
-
Şener Şen’in Miladı: Bu film, Şener Şen için bir dönüm noktasıdır. O güne kadar "güldüren adam" olan Şen, Muhsin Bey ile Türk sinemasının en derinlikli dramatik karakterlerinden birini yaratmış ve oyunculuğunda yeni bir sayfa açmıştır.
-
Uğur Yücel’in Dehası: Ali Nazik karakterindeki aksanı, tavrı ve o hırslı ama "acınası" haliyle Uğur Yücel, Türk sinemasına muazzam bir giriş yapmıştır.
Sinemanın Şiirsel Melankolisi
Muhsin Bey, izleyiciyi her defasında farklı bir yerinden yaralayan, zaman geçtikçe kıymeti daha çok anlaşılan bir eserdir. Yavuz Turgul’un kalemindeki o ince sızı, Şener Şen’in vakur duruşuyla birleşince ortaya çıkan şey sadece bir film değil, kaybettiğimiz "insanlığa" yazılmış bir mektuptur. Film bittiğinde izleyicinin kalbinde kalan tek şey, Muhsin Bey’in o mağrur ama kırılmış bakışıdır.