Oyuncular: Çetin Tekindor, Yiğit Özşener, Gökçe Bahadır, Sacide Taşaner, Hümeyra, Zafer Algöz, Eirini Inglesi, Mert Fırat, Ezgi Mola, Durukan Çelikkaya, Mehmet Ali Kaptanlar, Ushan Çakır, Serkan Genç, Ünal Silver, Yiğit Arı, Kosta Kortidis, Dana Abed, Hakan Arkal, Gülden Avşaroğlu, Ezgi Bakışkan, Ertan Dinçer, Ferda Işıl, Nilgün Karababa, Ayhan Pekbilgin, Ayşen Sümercan, Mert Yazıcıoğlu, Ayşe Çakar, Saadet Çıracı, Furkan Öz-balkan, Yüksel Ünal
Denize Atılan Şişelerdeki Memleket
Ege’nin sıcak güneşinin altında, mandalina bahçeleri arasında koşturan Ozan, dedesi Mehmet Bey'in gölgesinde büyümektedir. Ancak kasabanın sokaklarında yankılanan "gavur" sesleri, Ozan'ın küçük kalbinde bir fırtınaya neden olur. Ozan kaçmak istedikçe, dedesi ona "köklerini" ve "insan sevgisini" anlatır.
Mehmet Bey, her akşam gün batımında denizin kıyısına gider ve karşı kıyıya, hiç tanımadığı ama hep özlediği o "çocukluk evine" mesajlar yollar. Şişelerin içine koyduğu mektuplar, aslında sınırların, savaşların ve siyasetin ayıramadığı bir insanlık köprüsüdür. Film; bir ailenin üç kuşağı üzerinden, vatanın sadece toprak değil, içinde sevdiğin insanların yaşadığı o "sıcak kucak" olduğunu anlatır. Finalde yaşananlar, hem bir veda hem de hiç bitmeyecek bir "insanlık" mirasıdır.
***
2011 yılı... Çağan Irmak’ın Babam ve Oğlum ile başlattığı o naif ama sarsıcı "aile dramı" geleneğinin en olgun, en kişisel meyvesini verdiği yıl. Dedemin İnsanları, sadece bir çocukluk anısı değil; bu toprakların en büyük trajedilerinden biri olan Mübadele’nin (Nüfus Mübadelesi), aidiyetin ve "öteki" olmanın hüzünlü bir panoramasıdır.
***
"Arafta" Kalan Ruhlar
Film, 1970’lerin sonundaki siyasi gerilimin gölgesinde, 1923 Mübadelesi'nin yaralarını deşer.
-
Mübadelenin İki Yüzü: Mehmet Bey (Çetin Tekindor), Yunanistan'da "Türk" olduğu için dışlanmış, Türkiye'ye geldiğinde ise "Giritli/Gavur" diye yaftalanmıştır. Bu, Türkiye tarihindeki gizli bir yaranın; yerleşik halkın "gelenleri" kabullenme sancısının sinematik bir dökümüdür.
-
12 Eylül’ün Ayak Sesleri: Kasabadaki sağ-sol kavgası ve toplumsal kutuplaşma, küçük Ozan’ın dünyasında "biz ve onlar" ayrımını keskinleştirir. Mehmet Bey'in her akşam denize şişe bırakması, aslında siyasetin ayıramadığı o saf "vatan" özlemidir.
Ege’nin "Eski" Esnaflığı
-
Esnaf Ahlakı: Mehmet Bey’in terziliği ve kasabadaki saygınlığı, paranın değil, "sözün" ve "zanaatın" geçtiği o eski ekonomik düzeni temsil eder. Dürüstlük, bir esnafın en büyük sermayesidir.
-
Mülkiyet ve Aidiyet: Mübadillerin bıraktıkları topraklar ve buraya geldiklerinde aldıkları karşılıklar, mülkiyetin sadece tapu değil, bir "ruh" meselesi olduğunu gösterir.
"Çetin Tekindor" Devleşmesi
-
Çağan Irmak’ın Otobiyografisi: Magazin ve sanat dünyasında bu filmin Çağan Irmak’ın kendi dedesine bir "özür ve teşekkür" mektubu olduğu çok konuşuldu. Yönetmenin kendi köklerine dönüşü, izleyiciyle kurduğu bağı daha da samimi kıldı.
-
Tekindor’un Tiratları: Çetin Tekindor’un o vakur, hüzünlü ama bir o kadar da otoriter dede portresi, 2011 yılının en çok konuşulan oyunculuk performanslarından biriydi. Özellikle akşam yemeği sahneleri, Türk aile yapısının o dönemdeki kutsallığını hatırlattı.
Toplumda Nasıl Karşılık Buldu?
Dedemin İnsanları, özellikle ailesinde mübadele hikayesi olan milyonlarca kişi için bir "vicdan muhasebesi" oldu. Toplum, bu filmle birlikte "ötekileştirme"nin bir çocuğu nasıl yaraladığını ve bir ihtiyarın kalbini nasıl kuruttuğunu gördü. İzleyiciler, sinemadan sadece ağlayarak değil, aynı zamanda "komşusuna daha şefkatle bakma" sözü vererek ayrıldı.