Oyuncular: Kemal Sunal, Şener Şen, Pembe Mutlu, Adile Naşit, Ayşen Gruda, İhsan Yüce, Gülçin Feray, Osman Çağlar, Ahmet Açan, Nermin Özses, Semra Uçar, Gülderen Esmer, Sırrı Elitaş, Yusuf Çetin, Yadigar Ejder, Çetin Başaran, Cevdet Balıkçı, Hamza Abimiz, Batı Aldemir, Abdi Algül, Bahri Ateş, Muzaffer Civan, Günay Güner, Sezai Kaya, Akif Kılman, Hakkı Kıvanç, Yılmaz Kurt, Kadir Kök, Aydın Pusa, İbrahim Sabuncu, Erdal Sümer, Bedri Uğur
Bir Tabut, İki Kaçak ve Sonsuz Bir Tiyatro
Almanya’nın soğuk fabrikalarında, sevdiği Cano’ya kavuşma hayaliyle mark biriktiren Memo, köyüne bir kahraman gibi döner. Ancak köyün meydanında onu düğün davulu değil, intikam borusu karşılar. 200 yıllık Davaro ve Hıyarto kan davası, Memo’nun eline bir tabanca tutuşturur. Hedefteki isim ise, babasının katili ama aslında dünyanın en kurnaz adamı olan Sülo’dur.
Memo katil olmak istemez, Sülo ise ölmek... İki "düşman", hayatta kalmak için tarihin en büyük sahtekarlığına imza atarlar: Sülo’nun sahte ölümü. Köylüye "şerefimizi kurtardık" dedirtmek için kazılan boş mezarlar, okunan sahte dualar ve bir tabutun içinde saklanan sırlar... Ancak bu yalan, onları dağlara, eşkıyalığa ve hiç ummadıkları bir maceranın içine sürükler. Dağda "eşkıyacılık" oynayan bu iki adam, aslında törelerin ve cehaletin yarattığı o büyük hapishaneden kaçmaya çalışan iki kurbandır. Finaldeki o meşhur mezarlık sahnesi, bir toplumun körü körüne inandığı değerlerin nasıl bir "oyuna" gelebileceğinin en trajikomik kanıtıdır.
"Valla kovmirem! Şerefimiz için Sülo'yu vurdum ama içerde aslan gibi yatıyor!"
1981 yılına, yani 12 Eylül askeri darbesinin hemen sonrasındaki o gri ama sinemada "absürt mizahın" patladığı döneme gidelim. Davaro, Türk sinemasının o meşhur "kan davası" temasına atılmış en zekice kahkahadır.
Kartal Tibet’in yönettiği bu başyapıt, köhne geleneklerin modern insanı (Almancı Memo) nasıl içine çektiğini ve hayatta kalmak için söylenen "kolektif yalanların" trajikomik bir portesidir. İşte bir uzman gözüyle Davaro’nun anatomisi:
Darbenin Gölgesinde "Töre"
1981 Türkiye'si, siyasi tartışmaların bıçakla kesildiği, toplumun üzerine sessiz bir örtünün çekildiği yıldır.
-
Sistemi Kandırmak: Memo (Kemal Sunal) ve Sülo (Şener Şen), köylünün ve törenin baskısından kurtulmak için bir "ölüm tiyatrosu" kurgularlar. Bu aslında, baskıcı toplumsal yapılara karşı halkın geliştirdiği "kitabına uydurma" sanatıdır. Film, o dönemdeki katı kurallara karşı bireyin kurnazlığını yüceltir.
-
Modern vs. Geleneksel: Memo, Almanya’da fabrikalarda çalışmış, disiplini görmüş, mark kazanmış bir "Almancı"dır. Ancak köye adım attığı an, 200 yıllık bir kan davası onu beklemektedir. Bu, Türkiye'nin o yıllardaki en büyük sancısıdır: Bir ayağı Avrupa’da, bir ayağı Orta Çağ geleneklerinde kalmış bir toplum.
Markın Gücü ve Başlık Parası
-
Almancı Olmak: 1980'lerde Almanya'ya gitmek, sınıf atlamanın tek yoluydu. Memo'nun düğün masraflarını ve başlık parasını gurbette biriktirmesi, o dönemdeki döviz odaklı ekonomik hayallerin bir yansımasıdır.
-
Borç ve Şeref: Sülo’nun Memo’ya sunduğu "beni sahte öldür, parayı paylaşalım" teklifi, şerefin bile ekonomik bir pazarlığa dönüşebildiğini gösteren acı bir eleştiridir.
Efsanevi Partnerlik
-
Sunal & Şen Zirvesi: Magazin basını o dönemde bu ikilinin uyumunu "Sinemanın Altın Çifti" olarak manşetliyordu. Şener Şen’in canlandırdığı "Sülo" karakteri, o meşhur bıyığı, sahte kabadayılığı ve "Valla kovmirem!" (Kibar Feyzo’ya selamla) tadındaki çıkışlarıyla bir fenomene dönüştü.
-
Adile Naşit (Hamo): Filmin en büyük magazinel ve sinematik unsurlarından biri de Adile Naşit’in o sert, "oğlunu katil olmaya zorlayan" anne rolüdür. "Kuzucuklarım" diyen yumuşak anne imajından sıyrılıp, töreyi savunan bir figüre bürünmesi çok konuşulmuştur.
Kanla Şeref Kazanılmaz
Davaro, Türk insanının "töre" karşısındaki çaresizliğini gülerek iyileştirmeye çalıştı. Toplum, Memo’nun saflığında kendi dürüstlüğünü, Sülo’nun kurnazlığında ise hayatta kalma refleksini gördü. Film, "kanla şeref kazanılmaz" mesajını, insanları koltuktan düşürecek kadar güldürerek vermeyi başardı.