Oyuncular: Şener Şen, Müjde Ar, Uğur Yücel, Necati Bilgiç, Üstün Asutay, Tarık Pabuccuoğlu, Kadir Savun, Münir Özkul, Orhan Çağman, Rasim Öztekin, Candan Sabuncu, Doğu Erkan, Celal Belgil, Coşkun Göğen, Naki Turan Tekinsav
Binbir Gece Değil, Binbir Çile Masalı
Küçük bir köyde başlayan, "sen ağa kızı, ben bir çulsuz" klişesiyle filizlenen devasa bir aşk: Müjde ve Şener. Ancak bu aşkın önünde engel çoktur; gaddar babalar, bitmek bilmeyen yollar ve her seferinde "Kader!" diyerek araya giren şeytani Kaya.
Şener her seferinde Müjde'sine kavuştuğunu sandığı an; ya hapse düşer, ya gözleri kör olur, ya da Müjde bir pavyonda "yollara" düşer. Ama bu sefer bir fark vardır: Karakterler yaşadıkları dramın o kadar farkındadırlar ki, ağlamaları gereken yerde şarkı söyler, ölmeleri gereken yerde ayağa kalkarlar. Mantığın sınırlarını zorlayan, tesadüflerin suyunu çıkaran ve seyirciye "Yok artık!" dedirten bu yolculuk; aslında aşkın değil, imkansız dramların komik bir ağıtıdır..
***
1989 yılı... Türk sineması için sadece bir "final" değil, koca bir devrin havlu atıp kendiyle dalga geçerek emekli olduğu yıldır. Arabesk, Türk sinemasının dâhisi Ertem Eğilmez’in hasta yatağından yönettiği, her karesinden zekâ ve hüzün fışkıran bir başyapıttır.
70’lerin o ağlak, kör etmeli, kavuşamamalı "acıların çocuğu" filmlerini alıp absürt bir miksere atan bu film; Yeşilçam’ın kendi cenazesini kahkahalarla kaldırmasıdır. Karşınızda sinemamızın en "absürt" şaheseri.
"Acı"dan Sıkılan Türkiye
1980'lerin sonu, Türkiye'nin "Arabesk" kültürüyle hemhal olduğu ama bir yandan da bu ağır melankoliden yorulduğu bir dönemdir.
-
Kültürel Bir Hiciv: Film, köylerden şehirlere göç edenlerin yaşadığı o "yersizlik yurtsuzluk" hissini sömüren filmlerin parodisidir. Müjde (Müjde Ar) ve Şener (Şener Şen), Yeşilçam'ın tüm klişelerini (kör olma, hapse düşme, pavyona düşme) tek bir filmde, üstelik defalarca yaşarlar.
-
Modernizmin Gülüşü: 90'lara girmeden hemen önce çekilen bu film, toplumun artık "mantıksız" dramlara tahammülünün kalmadığını, rasyonelliğin ve mizahın yükselişe geçtiğini müjdeler.
"Fakir ama Gururlu"nun Sonu
-
Sektörel Çöküş: 80'lerin sonunda Türk sineması ekonomik olarak bitme noktasındaydı. Salonlar boşalıyordu. Arabesk, "insanları sinemaya nasıl döndürürüz?" sorusuna verilmiş, gişeyi patlatan (1 milyondan fazla izleyici) muazzam bir cevaptır.
-
Zengin Ağa vs. Şehirli Kötü: Filmdeki ekonomik güç dengeleri o kadar absürttür ki; altınlar, pavyon sermayeleri ve "köyden kente" geçişteki o yapay zenginlik, paranın sinemadaki karikatürize halidir.
Ertem Eğilmez'in Vedası
-
Yatağından Yönetilen Set: Magazin tarihinin en dokunaklı olaylarından biri; Ertem Eğilmez'in filmin son aşamalarını evinden, video monitörleri aracılığıyla yönetmesidir. Bu film, onun sinemaya ve seyirciye bıraktığı en neşeli mirastır.
-
Şen ve Ar Uyumu: Müjde Ar'ın o dönemdeki "seksi kadın" imajıyla, Şener Şen'in "saf aşık" tiplemesini buluşturan bu proje, magazin dünyasında "Yılın Sinema Olayı" olarak manşetlerden düşmemiştir.
Toplumda Nasıl Karşılık Buldu?
Toplum Arabesk'i adeta bağrına bastı. Yıllardır ağladıkları o sahnelerin aslında ne kadar saçma olabileceğini görmek, Türk insanına bir nevi "psikolojik terapi" gibi geldi. Film, absürt mizahın Türkiye'deki ilk ve en güçlü temsilcisi olarak, sonraki nesil komedyenlere (Cem Yılmaz, Gani Müjde vb.) ilham kaynağı oldu. Halk, kendi acısına gülmeyi bu filmle "resmileştirdi".