Tür: Komedi, Dram, Romantik
Yönetmen: Atıf Yılmaz
Oyuncular: Sadri
Alışık, Ayla Algan, Ahmet Danyal Topatan, Feridun Çölgeçen, İhsan Yüce,
Bilge Zobu, Diclehan Baban, Saadet Eliaçık, Handan Adalı, Hakkı Haktan,
Asım Nipton, Lütfü Engin, Erdal Özyağcılar, Uğur Say, Güngör Denizasan,
Yusuf Çağatay, Muzaffer Yenen, Ahmet Kostarika, Ayban Erkmen, Ali Demir,
Mustafa Yavuz, Agah Hün, Sacide Keskin, Tüzün Rıza, Devrim Parscan, Güler
Ökten, Nüvit Özdoğru, Nevin Akkaya
Bir Sokak Filozofu ve Onun Küçük Kuşu
Eski bir yalının müştemilatında, koca bir tarihin enkazı üzerinde
yaşayan Haşmet, dünyayı vizöründen izleyen bir yalnızdır. Karşısına çıkan
taşralı Ayşe, onun için sadece bir aşk değil, kurtarılması gereken bir "saflık"
simgesidir.
Haşmet, Ayşe’ye medeniyeti, sanatı ve "insan kalabilmeyi" öğretmeye
çalışırken; Ayşe şehrin sahte ışıklarına kapılır. Bir yanda Haşmet’in
derme çatma ama huzurlu kulübesi, diğer yanda ise şöhretin soğuk ve
kirli yatağı vardır. Finalde, her ikisinin de cebi deliktir ama kalpleri
o güne dek hiç tatmadıkları bir zenginlikle doludur. İstanbul, tüm
acımasızlığına rağmen, bu iki "tutunamayan" ruhun birbirine sığındığı o
eşsiz dekora dönüşür.
***
Eski bir yalının müştemilatında, koca bir tarihin enkazı üzerinde yaşayan Haşmet, dünyayı vizöründen izleyen bir yalnızdır. Karşısına çıkan taşralı Ayşe, onun için sadece bir aşk değil, kurtarılması gereken bir "saflık" simgesidir.
Haşmet, Ayşe’ye medeniyeti, sanatı ve "insan kalabilmeyi" öğretmeye çalışırken; Ayşe şehrin sahte ışıklarına kapılır. Bir yanda Haşmet’in derme çatma ama huzurlu kulübesi, diğer yanda ise şöhretin soğuk ve kirli yatağı vardır. Finalde, her ikisinin de cebi deliktir ama kalpleri o güne dek hiç tatmadıkları bir zenginlikle doludur. İstanbul, tüm acımasızlığına rağmen, bu iki "tutunamayan" ruhun birbirine sığındığı o eşsiz dekora dönüşür.
***
1966 yılı... Türk sinemasının siyah-beyaz estetikle şiirleştiği, İstanbul’un henüz betona boğulmadığı ama yozlaşmanın sinyallerini verdiği o nahif dönem. Atıf Yılmaz’ın yönettiği Ah Güzel İstanbul, sadece bir aşk hikayesi değil; çöken bir imparatorluk aristokrasisi ile yeni yetme şöhret kültürü arasındaki ironik ve hüzünlü bir valstır.
"İki fiyakalı sefalet"in buluştuğu bu başyapıtın analizi:
***
"Eski" ve "Yeni" İstanbul
Film, 60'lı yılların ortasında yaşanan kültürel değişimin en şık eleştirisidir.
-
Haşmet İbriktaroğlu (Zarif Geçmiş): Sadri Alışık'ın canlandırdığı Haşmet, eski İstanbul beyefendisidir. İflas etmiş, yalısını kaybetmiş ama üslubunu ve gururunu kaybetmemiştir. O, "fiyakalı bir sefalet" içinde yaşamayı, haysiyetsiz bir zenginliğe tercih eder.
-
Ayşe (Modern Hayaller): Ayla Algan’ın Ayşe’si ise taşradan gelen, magazin dergilerinin vaat ettiği pırıltılı dünyaya (artistlik) aç bir genç kadındır. Modernleşmenin sadece "ünlü olmak" sanıldığı o dönemin masum kurbanıdır.
Seyyar Fotoğrafçılıktan Şöhret Basamaklarına
-
Emeğin Şiiri: Haşmet’in elinde fotoğraf makinesiyle sokak sokak gezmesi,
paranın geçiciliği karşısında anı dondurmanın ve sanatın kalıcılığını
simgeler.
-
Tüketim ve "Piyasa": Ayşe’nin içine düştüğü o "artist yapma" vaatleri, aslında
kapitalizmin ve şehir hayatının insanı nasıl bir meta (eşya) haline
getirdiğinin ilk sinemadaki yansımalarıdır.
Emeğin Şiiri: Haşmet’in elinde fotoğraf makinesiyle sokak sokak gezmesi, paranın geçiciliği karşısında anı dondurmanın ve sanatın kalıcılığını simgeler.
Tüketim ve "Piyasa": Ayşe’nin içine düştüğü o "artist yapma" vaatleri, aslında kapitalizmin ve şehir hayatının insanı nasıl bir meta (eşya) haline getirdiğinin ilk sinemadaki yansımalarıdır.
Bir "Turist Ömer" Değil
-
Sadri Alışık’ın Zirvesi: Alışık, bu filmle komik adam gömleğini çıkarıp, hüzünlü ve
entelektüel bir "kaybeden" portresi çizmiştir. "Ağlamakla gülmek
arasında bir yerde" duran o meşhur oyunculuğu, dünya sinema
otoritelerinden (San Remo Film Festivali) ödül almıştır.
-
Ayla Algan’ın Tiyatral Gücü: Ayla Algan, Ayşe’nin o şaşkın ama hevesli halini o kadar doğal
yansıtmıştır ki, film bugün bile "doğal oyunculuk" dersi olarak
okutulur.
Sadri Alışık’ın Zirvesi: Alışık, bu filmle komik adam gömleğini çıkarıp, hüzünlü ve entelektüel bir "kaybeden" portresi çizmiştir. "Ağlamakla gülmek arasında bir yerde" duran o meşhur oyunculuğu, dünya sinema otoritelerinden (San Remo Film Festivali) ödül almıştır.
Ayla Algan’ın Tiyatral Gücü: Ayla Algan, Ayşe’nin o şaşkın ama hevesli halini o kadar doğal yansıtmıştır ki, film bugün bile "doğal oyunculuk" dersi olarak okutulur.
Toplumda Nasıl Karşılık Buldu?
Ah Güzel İstanbul,
Türk halkının "kaybederken kazananlara" olan sevgisini perçinledi. Film,
topluma "Para her şeydir" diyen düzene karşı, "Hayır, nezaket ve sevgi her
şeydir" diye fısıldadı. Bugün bile Sadri Alışık’ın o meşhur tiratları,
hayatın sillesini yemiş ama boyun eğmemiş her insanın ortak
sığınamağıdır.